Aydın ARICIOĞLU / ANKARA
Güney Grup Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ASUMAN KILIÇ, güneş enerjisinin tümüyle pahalı bir kaynak olduğu şeklindeki görüşe katılmıyor; bu yanlış kanaatin “güneş enerjisinden elektrik üretimi söz konusu olduğunda, akla sadece fotovoltaik panel uygulamalarının gelmesinden” kaynaklandığını söylüyor.
Fotovoltaik uygulamalara oranla ciddi anlamda ekonomik olan yoğunlaştırılmış güneş enerjisi teknolojilerine bir an önce yönelmek gerektiğini savunan Asuman Kılıç, Güney Grup olarak ilk ünitesini 2013 yılında devreye almayı planladıkları İç Anadolu'daki güneş santrali ve güneş enerjisinin Türkiye'deki geleceği hakkında sorularımızı yanıtladı.
Öncelikle Güney Grup'un enerji sektöründeki faaliyet ve projelerinden kısaca söz eder misiniz?
Güney Grup Enerji olarak sadece güneş enerjisi alanında uzmanlaşmış ve endüstriyel anlamda güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretmek amacıyla yola çıkmış bir firmayız. Güneş enerjisi, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarıyla kıyaslandığında hem naif hem bakir kalmış niş bir pazardır. Bu özellikleri sebebiyle de ne yazık ki yanlış bilgilerle çok fazla spekülasyona maruz kalmakta ve enerji sektöründe faaliyet gösteren, hatta göstermeyen herkes kendilerince “çok basit” olan güneş enerjisi alanında fikirlerini beyan ederek bilgi kirliliği yaratmaktadır. Güneş enerjisinden elektrik üretmek için güneşin “gerekli” ancak “yeterli” olmadığını anladığımız gün gerçek aktörler sektörde gerçek projeleri hayata geçirmeye başlayacaktır. Biz Güney Grup Enerji olarak 2008 yılından bu yana Türkiye'nin 39° - 35° kuzey enlemleri ile 27°- 44° doğu boylamları arasındaki güneş verilerini (güneşlenme süreleri ve güneş ışınım değerleri açısından) titizlikle değerlendiriyoruz. Bu kapsamda, direkt ışınım değerleri 1.600 kWh/m2-yıl'dan yüksek olan alanlar belirlenmiş, bu bölgelerin haritaları temin edilmiş, ardından sahalara bizzat gidilerek yerinde incelemeler yapılıp ilgili kuruluşlarla görüşmeler yürütülmüştür. Tüm bu çalışmaların neticesinde Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelini gösteren ciddi bir envanter oluşturmuş durumdayız. Bu envantere göre; güneş enerjisi elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla proje sahamızı belirlemiş ve bu konuda çalışmalarımızı başlatmış bulunmaktayız. Hedefimiz, 2013 Nisan ayı itibariyle 50 MW kurulu güce sahip ilk ünitemizi işletmeye almaktır.
Güneş enerjisinden elektrik üretimine yönelik yatırım sürecinin zorlukları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Güneş enerjisi elektrik üretim tesislerini diğer yenilenebilir enerji kaynakları ve konvansiyonel elektrik enerjisi üretim tesislerinden ayıran çok önemli bir nokta bulunmaktadır. Bu tesislerin kurulumu için çok büyük alan ihtiyacı söz konusudur. Türkiye'de ise araziler ihtiyaca göre küçük ve mülkiyetler sıkıntılıdır. Yoğunlaştırılmış güneş enerjisi sistemlerinde ise ekonomi ölçeğinden yararlanmak için büyük kurulu güçlere ihtiyaç duyulmakta ve karşımıza bir kısır döngü çıkmaktadır. Ayrıca güneş enerjisi elektrik üretim tesisi kurmaya uygun araziler farklı kullanımlara sahip olmaları sebebiyle lisanslama kriterlerine uymamaktadır. Gerekli özelliklere sahip yeterli büyüklükteki saha ihtiyacını sorunsuz karşılamak, güneş enerjisi yatırımlarında en önemli nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.
İç Anadolu'da inşa etmeyi planladığınız üretim tesisinin kapasitesi, kurulum özellikleri ve tahmini yatırım bütçesi ne olacak? Güneşe dayalı başka üretim projeniz var mı?
Türkiye'nin güneş enerjisi kapasitesi her ne kadar 40.000 - 50.000 MW olarak ifade edilse de gerçekleşebilecek, lisanslama kriterlerine haiz kurulu güç 4000 MW'dir. Projemiz ise Türkiye'nin gerçekleşebilir güneş enerjisi potansiyelinin yaklaşık olarak %5'ine denk gelmektedir. Proje bütün etapları ile tamamlandığında, tanımlı bir bölgede yer alan toplam kurulu güç olarak dünyanın sayılı projeleri arasında yer alacaktır. Güney Grup Enerji olarak bizim için önemli olan nokta, projenin ana hedefi dışında dolaylı faydalarının da maksimize edilmesidir. Kurduğumuz elektrik üretim tesisinin bulunduğu bölgeye gerek istihdam, gerekse kalkınma anlamında büyük katkılar sağlaması hedeflenmekte ve bu sebeple komposit bir proje bütünü oluşturulmaktadır. Projenin bütününün yaklaşık yarım milyar Euro'ya malolması öngörülmektedir. Yani başka bir deyişle, Türkiye'ye yarım milyar Euro'luk bir finansman aktarımı söz konusu olacaktır. Bütün bunlarla beraber en büyük hedeflerimizden biri inşa kalemlerimizin minimum %70'ini yerli üretim ile karşılamak ve bilgi transferinin gerçekleşmesini sağlamaktır. Yoğunlaştırılmış güneş enerji sistemlerini gerek mühendislik, gerekse de üretim olarak yerli işgücü ve ürün ile yapmak mümkündür. Güney Grup Enerji olarak faaliyet alanımız ve doğuş sektörümüz güneş enerjisidir. Güneş enerjisi var olduğu sürece gerek yurtiçinde, gerekse yurtdışında yatırımlarımız devam edecektir.
YEK tasarısındaki gecikmenin temel nedenlerinden biri olarak, 'güneş'e yatırımın yüksek maliyeti ve kanun teklifinde güneş enerjisinden elektrik üretimi için öngörülmüş alım garantisinin yüksekliği sıkça dile getirildi. Bu konuda sizin düşünceniz ne yönde?
Çok önemli bir konuya değindiniz. Güneş enerjisi kaynaklı elektrik üretim sistemleri ile ilgili olarak ciddi bir kavram karışıklığı yaşanmaktadır. Endüstriyel ölçekte elektrik enerjisi üretimi de dâhil olmak üzere Türkiye'de güneş enerjisinden elektrik üretimi söz konusu olduğunda akla ilk gelen sistemler fotovoltaik panellerdir. Yoğunlaştırılmış güneş enerjisi teknolojileri ve fotovoltaik sistemleri; birim yatırım maliyetleri, yıllık çalışma süreleri, çevrim verimleri ve üretimin yerlileştirilebilmesi açısından karşılaştırdığımızda ciddi farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bu kriterlerin sonuçlarına göre oluşan bir parametre olan “ birim üretim için gerekli olan yatırım maliyeti” değerine baktığımızda, bu değer fotovoltaik sistemler için 2,0 - 2,5 Euro/kWh olarak gerçekleşirken, aynı değer yoğunlaştırılmış güneş enerjisi teknolojilerinde 0,90 Euro - 1,2 Euro/kWh arasında değişkenlik göstermektedir. Bu sebeple güneş enerjisinin maliyeti “yüksek” olarak algılanmaktadır. YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin yasalaşmasındaki gecikmenin temel nedenlerinden biri olarak, “güneş”in maliyetinin ileri sürülmesi konusuna gelince; iki noktanın iyi bilinmesi gerekmektedir. Türkiye için ifade edilen 40.000 - 50.000 MW'lik güneş enerjisi potansiyeli (ki, bu kapasitenin artması söz konusu değildir), gerek teknik ve fiziksel, gerekse de lisanslama kriterleri açısından değerlendirildiğinde sadece yaklaşık 4000 MW'lik bir kurulu güç hayata geçirilebilecektir. Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi'nde yer alan verilere göre, Türkiye'nin 2023 yılındaki toplam elektrik enerjisi tüketiminin 450 TWh olması öngörülmektedir. Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelinin tamamının en verimli teknolojilerle yatırıma dönüştüğü varsayılsa dahi, toplam tüketim içerisinde güneş enerjisinden elde edilen elektrik enerjisinin payı yaklaşık % 2,6 - % 3,0 olacaktır. Bu değer, toplam yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektrik enerjisi içerisinde ise (ki, sadece özel sektör yatırımları dikkate alınmıştır, devletin işletimindekiler dâhil edildiğinde bu oran daha da düşecektir) maksimum % 6,0 - 7,0 arasında gerçekleşecektir. Başka bir deyişle, güneş enerjisinden elektrik üretimi, gerek toplam elektrik enerjisi üretimi, gerekse de yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektrik enerjisi bütünü içerisinde değerlendirildiğinde gözardı edilebilir bir yüzdeye sahiptir. Dolayısıyla YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin yasalaşmasındaki gecikmeye salt güneş enerjisinin sebep gösterilmesi hedef şaşırtmaktan başka bir şey değildir. Bu çerçevede güneş enerjisinin YEK Kanunu Değişiklik Teklifi'nin yasalaşmasındaki gecikmenin sebebi olması hususunu, sizin ve okurlarınızın takdirine bırakıyorum.