Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Dünyayı Etkisine Alan Rüzgar Enerjide Dönüşüm Yaratıyor

Serhat Cengiz

 

 

Rüzgâr enerjisi, geçtiğimiz yıl dünya genelinde büyük bir gelişme gösterdi. Kurulu kapasite yüzde 31,7'lik küresel büyüme oranıyla 159.213 megavata ulaştı. Türkiye de 2009'da, rüzgâr enerjisine en fazla önem veren ülkeler arasında yerini aldı. Kurulu kapasitesini %132 oranında artırarak, 796 megavata ulaştıran Türkiye, dünya klasmanında 19. sıraya yerleşti. Türkiye'nin bu parlak çıkışı, yasalaşması eli kulağında olan Yenilenebilir Enerji Kanun tasarısından sonra hızlanabilir.

 

Dünya Rüzgâr Enerjisi Birliği (WWEA)'nin hazırladığı Dünya Rüzgâr Enerjisi 2009 Raporuna göre; dünya rüzgâr enerjisi her 3 yılda bir kapasitesini ikiye katlıyor. 2009 yılı ise, rüzgâr enerjisinin altın yılı olarak kayıtlara geçti. Ekonomik krize rağmen, yeni rüzgâr türbinleri yatırımı diğer tüm geçmiş yılları aştı. Dünya çapında rüzgâr enerjisi kapasitesi 159.213 MW'ye ulaştı. Bu kapasite 2008 yılında 120.903 MW, 2007'de 93.930 MW, 2006'da 74.123 MW ve 2005'de 59.012 MW'ye seviyelerindeydi. Yeni enerji türbinleri pazarının 2009'da %42,1'lik bir artış göstererek küresel olarak toplamda 38.312 MW seviyesine ulaştığı görülüyor. On yıl önce yeni rüzgâr türbinleri için pazar sadece 4 GW büyüklüğündeydi, bu seviyenin 2009'un 10'da 1'i olduğu dikkate değer. Cirolara bakıldığında ise, 2008'deki 40 milyar Euro'luk toplam rüzgâr enerji sektörü cirosunun, 2009'da 50 milyar Euro'ya ulaşması kayda değer bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

 

Küresel finansal kriz, küresel anlamda rüzgâr enerjisi sektörünün gelişimine hiçbir negatif etkide bulunmadı. Aksine, birçok ülke yönetiminin rüzgâr enerjisi yatırımlarına hız verdikleri açıkça görülüyor. Rüzgâr ve diğer yenilenebilir enerji yatırımlarının hâlihazırda sürmekte olan ekonomik krizinin yanı sıra enerji darboğazına da çözüm olacağı yönünde açıklamalar geliyor. Bu nedenle, politik açıdan tutarlı ve iyi geliştirilmiş çerçeveler kapsamında, tüm dünya çapında rüzgâr enerjisi alanına daha fazla yatırım yapılacağına kesin gözüyle bakılıyor. Devlet politikaları açısından, bu alanda iki önemli kilometre taşı olarak, Kuzey Amerika ve Güney Afrika'da kabul edilen ilk tarife garantileri gösterilebilir. Bu politik iklimde, finans sektörü rüzgâr enerjisini düşük-riske sahip bir yatırım aracı olarak algılamaya başladı bile. Ayrıca, bu doğrudan kazançların yanı sıra, rüzgâr türbinleri, çoğu zaman sadece ithal edilerek elde edilebilen fosil ve nükleer enerjiye olan bağımlılığı da azaltıyor. Böylelikle, ülke genelinde tüm enerji fiyatlarını stabilize ediyor ve genel ekonomik kriz risklerini de azaltmaya yardımcı oluyor. Bu bağlamda, BM (Birleşmiş Milletler) Danimarka'daki 2009 COP 15 iklim değişikliği toplantılarında, rüzgâr ve diğer yenilenebilir enerji finansmanı alanında ilginç bakış açıları da oluştu. Uluslararası Yenilenebilir Enerji İttifakı, bu toplantılarda, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için, Global Tarife Garantisi içeren global bir fon oluşturulmasını önerdi. Bu teklif, özellikle gelişmekte olan ülkelerin yenilenebilir enerjiye geniş çapta yatırım yapmasına imkân tanıyacak. Bu teklif daha şimdiden birçok ülke yönetimi ve uluslararası organizasyon tarafından ilgiyle karşılandı. UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) kapsamında benimsenen bu teklifin, yenilenebilir enerjinin tüm dünyada hızla yayılması için gerekli koşulları yaratacağı öngörülüyor.

 

Büyüme oranlarına ülke bazında bakıldığında, Türkiye'nin 2009'daki %132'lik oranıyla Meksika'nın ardından ikinci en yüksek büyüme oranına sahip olduğunu görüyoruz. Türkiye'yi ise %113 ile Çin ve %104 oranıyla Fas takip ediyor.

 

RÜZGAR ÇİFTLİKLERİ YATIRIMLARI ARTACAK

 

Rüzgâr enerjisi sektörü 2009 yılında, küresel mali krize rağmen etkileyici büyüme oranları gösterdi. Ekonomik, sosyal ve çevresel faydaları sayesinde rüzgâr çiftlikleri yatırımlarının artacağı öngörülüyor. Küresel mali durumun yakın gelecekte krizden tam anlamıyla çıkarak yükseleceği varsayımıyla, özellikle gelişmekte olan ülkelerin yeni rüzgâr yatırımları için gerekli fonları çok daha rahat bir şekilde yaratacağı görüşüne yer verilen rapora göre; bir başka olumlu faktör ise Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA)'nın destekleyici rolü.

 

2009 yılında kurulan ajans, 2010 Ocak itibariyle operasyonlarına başladı. 143 üye ülkeye sahip IRENA, “know-how” transferleriyle rüzgâr enerjisinin küresel yayılımına katkıda bulunuyor. Dünya Rüzgâr Enerjisi Birliği, tüm bu gelişmeler ve büyüme trendlerini göz önüne alarak, 2020 sonunda küresel rüzgâr enerjisi kapasitesinin 1.900.000 MW'ye ulaşacağını öngörüyor.



Yorumlar
Yorum Ekle