Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Burnumuzu sokacağız!


Yıllardır toplum olarak kurtulamadığımız kötü bir alışkanlığımız var… Bizim gibi olmayanları, bizim gibi düşünmeyenleri, bizim gibi davranmayanları “ötekileştirerek”, acımasız ve çirkin bir tavır takınmak.

Kim, doğal ya da tarihi bir alanın korunması amacıyla kamuoyu oluşturmak ya da tamamen kendi görüşünü ortaya koymak adına bir şeyler söylese, neredeyse vatan haini ilan ediliyor, dış mihrakların ya da lobilerin maşası olmakla suçlanıyor. Bu örneklerin yüzlercesini siyaset, ekonomi, hukuk gibi alanlarda vermek mümkün.

Gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Üniversite öğrencileri alanlara çıktığında, çevre örgütleri bir olayı protesto ettiğinde, köylüler altın madenine karşı çıktığında ve şimdi yine köylüler hidroelektrik santraline karşı çıktığında, hep aynı söylem kulaklara çalınıyor: “Burnunu sokma”, “Bunlar maşa” ve daha kötüleri…

Bunun son örneğini maalesef Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’ndan duyduk. Çevrenin ve ormanların korunmasını sağlamakla görevli Bakan, korunması gerektiğini düşündüğü bir antik bölgeyle ilgili gayet iyi niyetle yorumda bulunan bir sanatçıya karşı, benzer bir söylemde bulundu.

 

İzmir’in Bergama ilçesindeki Allianoi’nin, bölgeyi bizzat görmüş, fotoğraflamış ve hakkında yazı yazmış biri olarak, Sayın Bakanın küçümsediği gibi bir yer olmadığını iyi biliyorum. Sanatçıyı da bırakın, insan olmanın hassasiyetiyle Tarkan, sadece, “Allianoi'nin korunması gerektiğine dair alınan hukuk kararının uygulanmıyor olmasına çok üzüldüm” demişti. Yani ortada, bölgenin korunmasına dair bir yargı kararı var ancak uygulanmıyor. Sayın Bakan ise, zamanında pek çok “iktidar” sahibinin yapmış olduğu ve halen yapmakta olduğu gibi, “Sanatçı arkadaş sanatıyla ilgilensin. Bilmediği konulara burnunu sokmasın” diyor. “Sanatçı arkadaşlar sanatlarıyla ilgilensin, öğrenci dersleriyle ilgilensin, işçi üretsin, köylü ekip biçsin, bilmedikleri konulara burunlarını sokmasınlar” demek ne kadar akla ve hakkaniyete uygundur Sayın Bakan? Kısa bir süre önce de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “HES’lere karşı çıkanlar, elektriğini de kullanmasın” demişti. Nereye gidiyoruz, nereye varmaya çalışıyoruz? Bizler aynı yolun yolcuları değil miyiz? Kimse bu ülkeyi ondan, bundan, benden daha fazla sevdiğini söylemesin! Bu ülke hepimizin, bazılarının daha çok, bazılarının daha az değil. Kültür ve doğal zenginliklerimizi de koruyacağız, enerji santrallerimizi de yapacağız. Kimsenin HES yapılmasın, rüzgâr santralleri kurulmasın, yüzde 75 oranında dışa bağımlı olduğumuz enerji alanında yatırımlar yapılmasın dediği yok.

Okumakta olduğunuz derginin konusu, gördüğünüz gibi HES’ler üzerine. Gerek özel sektörün gerekse kamunun bu alandaki faaliyetlerini, yatırımları, sayfalarımızda göreceksiniz. Ancak sayfalarımız arasında, yukarıdakilere benzer açıklamaları da göreceksiniz ki bunlara da katılmadığımı söylemek zorundayım.

Farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görüp, gerektirdiği şekilde yaşayacağımız günleri görme dileğiyle…



Yorumlar
Yorum Ekle