Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

HES tartışmaları


Ülkemiz, her geçen gün artan bir ölçüde, tartışmalar ülkesi haline gelmektedir. Bu durum, özgürlükler rejimi olan demokrasinin daha da güçlenmesini sağlayacaksa, onu mutlulukla karşılamak gerekir. Ama aksine, bilinen bazı gerçekleri saptırmak ve toplumun bir bölümünü aldatarak çıkar sağlamak için bu tartışmalar yapılıyorsa, konuya daha fazla dikkat ve duyarlılıkla bakmak zorunluluğu vardır. Bu dikkat ve duyarlılık enerji sektörü için de büyük önem taşımaktadır.

 

Ülkemiz birincil enerji kaynaklarında %75 oranında dışa bağımlıdır. Elektrik enerjisi üretimimiz, tüketim talebini karşılamakta zorlanmaktadır. 2010 yılında tüketimin 200 milyar Kwh’yi aşacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Yerli ve yenilenebilir kaynaklara öncelik verilerek elektrik üretme konusunda hemen hemen herkes görüş birliği içindedir. Elektriğin kamu hizmeti olması gerektiği görüşüne karşılık, enerji sektöründe yüksek fiyatlarla oluşan özelleştirmeler hızla devam etmektedir. Bu durum, özel sektörün enerjiye ilgi gösterdiğinin ve önemli kazançlar elde edileceğine inanarak, mutlulukla, yüksek fiyatlar verdiklerinin bir kanıtı olarak kabul edilmelidir. Özetle belirtmek gerekirse, şu günlerde, başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK yetkilileri olmak üzere herkes mutlu görünmektedir. YEK Yasası’nda istenilen değişiklilikler de yapılabilseydi, özel sektörün de mutluluğu daha da artacaktı!

 

Durum böyle olunca, HES tartışmaları niye? Neden, geçmiş yıllarda baraj yapımlarına olumlu olarak bakan halkımız, şimdi, daha küçük ölçekli hidroelektrik santrallerin yapımına tepki göstermektedir? Bu ve benzer soruların temelinde, halkımızın yeter ölçüde aydınlatılmadığı, su konusunda toplumumuzun, özellikle tarım kesimindeki çiftçilerimizin büyük bir duyarlılığı olduğu, zaten yeterli olmayan suyun da ellerinden alınacağı endişesi vardır. Ayrıca, bu gibi tesisleri inşa etmeye başlayanların, bulundukları çevreye gerekli özeni göstermemeleri, ormanlık ve diğer yeşil alanlarda inşaat yapmanın belirli bir dikkati gerektirdiğini bilmemeleri de tepkilere ve tartışmalara neden olmaktadır.

 

Konunun asıl ve büyük nedeni, HES’lerin yapımına büyük bir telâş ve hızla başlanılması ve bu aşamada “havza plânlaması” kavramına gereken özenin gösterilmemesidir. Bir bölgede, topografik yapının oluşturduğu su akım yönleri ve akarsuların birbirleriyle ilişkileri dikkate alınmadan baraj inşaatları yapılırsa, o bölgedeki su sistemi bozulur. O yörede yaşayan halkımız bu durumun bilincindedir. Ancak, bu önemli “havza plânlaması” kavramını dikkate almadan, lisans dağıtımı yapılması, yatırımcı ile yöre halkının karşı karşıya getirmektedir.

 

Sorunların “özüne” inmeden ve onları anlamadan ve anlatmadan yanlış uygulamaya başlıyoruz, bu da bizi tartışmaya, hatta çatışmaya götürüyor! Ülkemiz bu alışkanlıktan, özellikle enerji konularında, ne kadar erken kurtulursa, o kadar iyi olacak.

 



Yorumlar
Yorum Ekle