Küresel ekonomik krizin etkilerini hissettirdiği 2009'da enerji projelerine 700 milyon dolarlık kredi tahsis eden DenizBank, hidroelektrik ve rüzgâr santralleri yatırımlarını yakın markaja aldı. Bu yıl ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji ve elektrik dağıtım projelerini finanse ettiklerini belirten DenizBank Proje Finansmanı Grup Müdürü Ceyda Çetin Erten, gündemlerinde 500 milyon dolarlık daha projenin olduğunu açıkladı.
Geleceğin sektörü olarak görülen enerjide yatırımlar hızla artarken DenizBank, bu alandaki projelerin finansmanına ağırlık vermeye başladı. Gelen talepler doğrultusunda sektöre desteğini artıran ve bu alandaki projelere son yıllarda milyarlarca dolar kredi akıtan banka, enerji projelerinin finansmanı için şirketlere hem kendi kaynaklarından hem de kalkınma ajansları ve finans kurumları kaynaklarını kullanarak destek sağlıyor. DenizBank Proje Finansmanı Grup Müdürü Ceyda Çetin Erten, “Enerji sektörü Türkiye'nin bir numaralı gündem maddelerinden biri olduğu sürece, DenizBank'ın da önem verdiği sektörlerden biri olacak” diyor.
Kriz döneminde enerji sektöründe duraklayan yatırımlara paralel olarak finansman talebinde de bir düşüş yaşandığını aktaran Erten, özelleştirilme ihaleleri ve yeni yatırımlarla birlikte sektördeki finansman ihtiyacının artacağını belirtiyor.
DenizBank'ın enerji sektörüne sunduğu hizmetlerden ve bugüne kadar sağladığı finansman desteğinin boyutundan söz eder misiniz?
Enerji sektöründeki liberalleşmeye paralel olarak DenizBank'ın 2006 yılından bu yana enerji sektörüne yönelik kullandırdığı krediler artış göstermeye başladı. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında HES'ler ve rüzgâr enerjisi santralleri ilgilendiğimiz alanlar arasında yer alıyor. DenizBank olarak enerji alanındaki yatırımlara 15 yıla varan vadelerde proje finansmanı çözümleri sunuyoruz. IFC, EBRD ve EIB gibi uluslararası finansman kuruluşlarıyla sıcak bir ilişkimiz var. Aynı şekilde birçok ülkedeki ihracat finansmanı kurumlarıyla da (Hermes vb.) çalışıyoruz. Yurtiçinde de Türkiye Kalkınma Bankası'yla birçok projede ortak çalışmalarımız oldu. Ayrıca hem yerli hem yabancı finansal kuruluşlarla konsorsiyum oluşturmak suretiyle proje finansman işlemleri gerçekleştiriyoruz. DenizBank'ın 2009 yılında enerji projelerine tahsis ettiği kredilerin toplam hacmi 700 milyon dolar seviyelerindeydi. Kriz döneminde yeni yatırımların hız kesmesi ve mevcut projelerin de kredilerini geri ödemeye başlamalarıyla bu rakam şu anda 550–600 milyon dolar seviyelerinde. Ancak piyasada bir toparlanma başladı. 2010 yılında da, geçtiğimiz yılarda olduğu gibi ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji ve elektrik dağıtım projelerini finanse ettik. Şu anda gündemimizde yaklaşık 500 milyon dolarlık daha proje var. Bunların bir kısmı bu yıl bir kısmı da ancak 2011 yılında finanse edilebilir diye tahmin ediyorum.
YATIRIMCIYLA OPTİMAL NOKTALARDA BULUŞUYORUZ
Enerji yatırımlarına finansman desteği sağlarken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz?
Türkiye'de uluslararası proje finansmanı standartlarında proje finansman kredisine az rastlanıyor. Genelde kefalet yolu ile rücu şartı bulunduğu için yatırımcıların mali yapıları bizim için büyük önem taşımakta. İlk olarak yatırımcıların mevcut işlerindeki durumuna ve mali yapılarına dikkat ediyoruz. Her bankada olduğu gibi öncelikle standart kredi süreçlerinde bulunan mali durum ve moralite incelemesinden geçen müşterilerle çalışıyoruz. Bu değerlendirmeler ile eş zamanlı olarak projenin verimliliği ile ilgili çalışmalar yapıyoruz.
Bizim en büyük arzumuz, projenin kendi kazandığı gelirler ile krediyi ödeyebilecek verimlilikte olması. Bu yüzden finansmanı bu hususa göre yapılandırıyoruz. Projenin kaldıramayacağı boyutta ya da çok başa baş kredi tutarlarını tahsis etmek istemiyoruz. Bu yapılandırma piyasada mevcut vadelerde olabiliyor ki şu anda 10-12 yıl seviyesinde.
Örneğin, yatırımla ilgili yıllık vergi ve faiz öncesi kar projeksiyonları 120 TL ise projenin her yıl yaklaşık toplam azami 100 TL'lik taksidi geri ödeyecek şekilde bir kredi tutarı tahsis etmekte fayda görüyoruz. Bu örnekte kalan 20 TL'lik kar yatırımcı ve ilgili şirketin olağanüstü harcamalar için kullanabilecekleri bir yedek fon oluşturuyor. Tüm kazancın kredi geri ödemesinde kullanılması, yani projeksiyonlarla başa baş geri ödeme planlarını zorlayıcı buluyoruz. Belirtilen hususlar proje ve yatırımcı bazında ayrı ayrı değerlendirilerek her iki taraf için de optimal noktalarda buluşuluyor. Projenin teknik açıdan değerlendirilmesi ile ilgili olarak, deneyimli danışmanlarla çalışıyoruz.
Küresel ekonomik kriz nedeniyle enerji yatırımları da durgun bir dönemden geçti. DenizBank olarak bu dönemde nasıl bir strateji izlediniz?
Krizle birlikte ardı ardına birçok bankanın devlet yardımına başvurması uluslararası piyasalarda bankaların birbirine olan güvenini azalttı. Bunun doğal bir sonucu olarak bankaların kaynak maliyetleri yükseldi. Yatırımcılar, bir yandan kendi iş yaptıkları alanlarda sorunlarla boğuşurken, diğer yandan da kredi maliyetlerinin yükseldiğini gördüler. Bu nedenle yatırımlar bıçak gibi kesildi. 2006 yılında hızlanan özel sektör enerji yatırımlarının, inşaat dönemi birkaç yıl süren bu tür projelerin ülkemize faydasını aslında yeni yeni görmeye başlıyoruz. Dolayısıyla 2009 yılındaki bu duraklamanın etkisini de muhakkak gelecek yıllarda hissedeceğiz. DenizBank olarak yatırımcıların ekstra dikkatli ve hassas oldukları bu dönemde, onlara finansal danışmanlık yaptık. Her bir projeye en uygun finansal yapılandırma araçlarını, riskleri ve doğabilecek tehlikeleri yatırımcılarımızla paylaştık. Herkesin diken üstünde olduğu bu dönemi, hem bankalar hem de yatırımcılar açısından minimum kayıp ve zararla atlatmamızı sağlayacak önlemler aldık.
ÇEVRESEL ETKİLER TERMİK SANTRALLERİN FİNANSMANINI ZORA SOKUYOR
DenizBank Proje Finansmanı Grup Müdürü Ceyda Çetin Erten, 2005 yılında yürürlüğe giren ve şu anda güncellenmek üzere TBMM'de bekleyen Yenilenebilir Enerji Kanunu'nun rüzgar, hidroelektrik, jeotermal ve kısmen güneş enerjisi yatırımlarını cazip hale getirdiğini söyledi. Üretim ve tüketimin başabaş gittiği Türkiye'de yapılacak her yatırımın geri dönüşüm sağlayacağını ifade eden Çetin, “Ülkemizin ihtiyacı olan elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir ülke bırakabilmemizin önkoşullarından. Birçok yabancı banka ve yabancı sermayeli Türk bankası termik ve nükleer enerji gibi çevreye potansiyel etkisi fazla olan
yatırımlara karşı oldukça dikkatli yaklaşıyor. Bu bankaların imza attıkları uluslararası sözleşmeler, çevreye etkileri detaylıca incelenmemiş termik enerji
projelerinin finansmanını adeta imkansız hale
getiriyor” dedi.