Global enerji satrancındaki rekabet gün geçtikçe keskinleşirken, Türkiye en stratejik hamlelerden birini yapmak için uzun yıllardır uğraşıyor. Doğalgazda’ hub’, petrolde de bir terminal olma hedefinden hareket eden Türkiye kimi zaman portföyündeki güçlü projelerle rakipleriyle arasındaki farkı açıyor, kimi zamanda en yakın takipçisinin hamleleriyle by-pass ediliyor. Peki bu hamleler bizi nereye götürüyor? Bu oyunda Türkiye kendine biçileni mi yoksa kendi istediği rolü mü oynuyor? Ayın Dosyası bölümünde ‘Petrol ve Doğalgaz’ı işlediğimiz bu sayımızda işte bu soruların yanıtını uzmanlarla birlikte aradık.
Türkiye’yi enerjide arka plana düşürmeyip AB’nin altın anahtarı yapacak en önemli adımlardan biri ‘asrın projesi’ olarak nitelendirilen Nabucco. Ancak gelinen nokta çok net bir şekilde gösteriyor ki hem rakip boru hattı projeleri hem de gaz tedariğinde yaşanan belirsizler Nabucco’nun önemini tehdit ediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız her fırsatta ‘Nabucco projesinde geri adım atmayacağız’ söylemini yinelese de son dönemde işlerin daha da sarpa sardığını söylemek yanlış olmayacaktır. BOTAŞ’ın Strateji Geliştirme ve Uluslararası Projeler Dairesi Başkanı Emre Engür, Nabucco’da boru hattını dolduracak gazın bulunmasının gündemdeki en önemli konu olduğunu vurguluyor. İran gazı olasılığının mevcut konjonktür nedeniyle bir süre ertelendiğini, Irak’taki büyük gaz rezervlerinin ise ‘karşı taraf henüz bu konuda nihai kararlar alacak durumda olmadığı için’ beklemede olduğunu ifade eden Engür, ‘şu an için’ elde kalan ‘yakın dönemli’ tek seçeneğin Şahdeniz 2. faz gazı olduğunu belirtiyor. Engür, Nabucco’nun yanısıra Türkiye’nin yer aldığı ITGI ve Trans Adriyatik Boru Hattı projelerinin de yine gaz bulamama sorunundan dolayı eş zamanlı olarak hayata geçmesinin her geçen gün zorlaştığının altını çiziyor. Ortada gaz yokken, doğal olarak hiçbir projenin de inşaatına başlanamıyor. Özetle, bu üç silahşörlerden gazı kim önce kapabilirse finish noktasına da o önce ulaşacak.
‘Nabucco’yu hayal olarak görenlerin’ sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Orta Asya ve Hazar enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaştırılmasını öngören Nabucco Boru Hattı Projesi için gaz vermesi düşünülen ülkelerdeki kaynakların yetersiz olduğuna dikkat çeken DEİK İcra Kurulu Üyesi Tuğrul Erkin “Nabucco 7 kocalı Hürmüz’e döndü” diyor. Rusya’nın Güney Akım projesi ile Nabucco hayaline rest çektiğini düşünen Erkin, “Benim hayata geçeceğine inandığım proje 2. Mavi Akım Projesi. Türkiye-Rusya arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmaları da bu projeye ışık yakacak” şeklinde yorum yapıyor.
Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Pamir ise Nabucco tarihinin sayfalarını karıştırarak öngörülerde bulunuyor. Pamir “2005 yılındaki dokümanlara bakıldığı zaman Nabucco’nun 2008 yılında başlanması öngörülüyordu. Bu daha sonra 2010’a daha sonra 2011’e ertelendi. Şimdi 2012’den söz ediliyor. Bu tür büyük projelerde belli gecikmeler olur ancak yaşanan sürece bakıldığında izlenen yol ve mevcut gaz ihraç potansiyeli, Nabucco’nun kısa ve orta vadede gerçekleşmesinin mümkün olmadığına işaret ediyor” şeklinde konuşuyor.
Büyük umutlar bağlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı projesinde de durum pek parlak değil. BTC'nin 1070 kilometrelik Türkiye bölümünü işleten BOTAŞ International Limited'in (BIL) Genel Müdürü İbrahim Palaz,”BTC konsorsiyumu, 2009'da 1.3 milyar dolar kâr etti. Bizim zararımız 93-94 milyon doları buldu. Böyle anlaşma koloniler devrinde bile yok. Maliyetler artıyor, zararımız gittikçe büyüyecek” şeklinde açıklama yapıyor.
Doğalgazda Nabucco, petrolde ise BTC’nin bugün hala global arenada Türkiye’nin sigortası olup olmadığı tartışması daha çok su götürür. Türkiye’nin enerji satrancında bundan sonra hangi hamleleri yapacağını hep birlikte göreceğiz…