Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

PETROL VE GAZ DENİLİNCE...

 

Petrol ve doğalgaz konuları gündeme geldiklerinde, ülkemizdeki enerji sektörünün önemli bir sorunu, tekrar, kendini göstermektedir. Birincil enerji kaynakları açısından, % 70’ler dolayındaki dışa bağımlılık konumumuzun en önde gelen iki aktörü petrol ve doğalgazdır. Bu iki önemli enerji girdisinin, gerek satın alındıkları ülkeler, gerekse de fiyatları ve diğer satın alma koşulları, her zaman, değişik platformlarda, ilginç tartışmalara konu olmaktadırlar. Ülke bütçesiyle ilgili olarak, ödemeler dengesine en olumsuz etkiyi oluşturan, bu iki enerji girdisi üzerindeki, değişik görüş ve tartışmalar, daha çok uzun süreler devam edecektir.
Petrol, ülkemizin genel ulaşım sektörü için, doğalgaz ise kent ısınması, endüstri ve elektrik üretimi gibi konularda, çok büyük ölçüde, stratejik nitelik taşımaktadırlar. Ulaşımdan söz edildiğinde, çoğu zaman göz ardı edilen bir hususa da değinmek gerekmektedir: Ulaşım arazi kullanımında büyük etkiye sahip bir eylemdir ve kentlerin oluşumunda önemli rol oynar... Petrol de ulaşımın ana girdisi olduğu için, kentlerin oluşumundaki arazi kullanımına, insanların bu kentlerde yaşama biçimine ve maliyetine doğrudan etki eden bir girdi olmaktadır. Kırsal alan ulaşımı için de aynı görüş belirtilebilir. Bu nedenle, petrol, tüm dünya ülkeleri için olduğu kadar, hatta, onlardan daha çok, bizim ülkemiz için startejik bir enerji girdisidir.

Doğalgaz ise, kent ısınması ve endüstrideki kullanımı ile elektrik üretimi konusundaki durumu dolayısıyla büyük önem taşımaktadır. Örneğin, elektrikteki kurulu gücümüz içinde doğalgazın payı %33, üretimin içinde ise %48’dir. Ayrıca, ülkemizde, birincil enerji tüketiminde petrolün payı yaklaşık olarak %31, doğalgazın payı ise %32’dir. İhtiyaç duyduğumuz petrolün %92’si, doğalgazın ise %97’si ithal edilmektedir. Bu rakamlar, enerjide dışa bağımlılığımızın en önemli göstergesini oluşturmaktadırlar.
Bu iki fosil yakıtın, iklim değişikliği konusundaki olumsuz durumları ise ayrı bir tartışmayı gerektirmekte, ülkeler, tüketimlerini olabildiğince kısmaya çalışmaktadırlar.
Ortadoğu Bölgesi’ndeki halk ayaklanmalarıyla oluşan karmaşık durum, enerji güvenliği konusunu dünyanın gündeminde en üst sıraya çıkarmıştır. Özellikle, bu iki girdiyle ilgili olarak, uzun ve kısa vadede, stratejinin ne olacağı, yatırım politikalarının nasıl yönlendirileceği ve ne gibi yeni risklerin ortaya çıkacağı konuları şimdiden batılı çevrelerde tartışılmaya ve değerlendirilmeye başlamıştır. Durumun jeopolitik ayrıntıları, ekonomik ve teknolojik yönleri incelenmektedir.
Petrol ve doğalgaz konuları, ülkemiz için, hem iç tüketim, hem de dış ilişkilerimiz açısından büyük ölçüde önemlidir. O nedenle, ilgili her kurum ve kuruluş, bu konularda, olabildiğince dikkatli davranmalı, gelişmeleri çok yakından izlemeli ve gerekli önlemleri zaman kaybetmeden almalıdır. Aksi halde, petrol ve doğalgaz, sadece bir yakıt olarak kalmazlar, ülkemizi bazı darboğazlara sürüklerler.




Yorumlar
Yorum Ekle