Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Nabucco 7 KOCALI HÜRMÜZ’e DÖNDÜ


Tek alternatif 2. MAVİ AKIM PROJESİ



Orta Asya ve Hazar enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaştırılmasını öngören Nabucco Boru Hattı Projesi için gaz vermesi düşünülen ülkelerdeki kaynakların yetersiz olduğuna dikkat çeken DEİK İcra Kurulu Üyesi Tuğrul Erkin, bu projeyi gerçekçi görmüyor. “Nabucco 7 kocalı Hürmüz’e döndü” diyen Erkin; “Benim hayata geçeceğine inandığım proje 2. Mavi Akım Projesi. Türkiye-Rusya arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmaları da bu projeye ışık yakacak” dedi.

 

 

Türkiye’nin boru hatları alanında dünden bugüne panoramasını çıkarır mısınız?

Türkiye boru hattıyla ilk kez 1986 yılında yapılan, 4 milyar metreküplük Rusya-Moldova-Ukrayna-Romanya-Bulgaristan üzerinden gelen Batı Hattı projesiyle tanıştı. Bu proje çok başarılı olunca, bu hattın yanında yeni bir hat daha kuruldu. Bu projelere en büyük itiraz son derece hayati bir ihtiyacın riskli sayabilecek bir ülkeye (Rusya) bağlanması noktasında oldu.  Karşıt görüş ise çift taraflı zarara dikkat çekildiği; “Almazsam ben perişan olurum ama vermezse o da perişan olur” şeklinde gelişti. Kaynakların çeşitlendirilmesinin gerekliliği görülerek İran’la 11 milyar metreküplük bir proje anlaşması imzalandı. Bu projeyle kaynak ikiye çıkarıldı ama İran’da Rusya gibi Türkiye için riskli bir ülkeydi. Tam da bu süreçte Irak savaşı patlak verince Rusya ile 16 milyar metreküplük Mavi Akım Projesi imzalandı. Mavi Akım Projesi’nde taşıma yolu Rusya(İzobilnoe-Dzhubga)- Karadeniz (Sinop)-Türkiye (Ankara) oldu.  Kaynak çeşitliliğini oluşturmak adına 2008 yılında imzalanan ve uzun vadeli hedefi Yunanistan’dan İtalya’ya gaz nakli sağlamak olan  Şah Denizi Hattı Projesi ile Türkiye enerjide bir transit ülke haline geldi. Ancak Azerbaycan’ın yeterli gazı yok. Vereceği maksimum gaz 8-10 milyar metreküp. Türkiye’nin de ihtiyacı artıyor. Ayrıca bu gazın tümünü bile satsanız Avrupa’nın önümüzdeki süreçte oluşacak 200 milyar metreküplük gaz ihtiyacını karşılamaz. Sırada Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılamaya dönük bekleyen projeler var. Mısır’dan gelecek 3 milyar metreküplük proje, Irak’tan gelebilecek bir proje, Türkmenistan-İran-Türkiye Hattı, birde 2. Mavi Akım Projesi var. Birde transit ülke durumu da gözetilerek geliştirilen Nabucco projesi bu listede yer alıyor. Ancak 31 milyar metreküplük bu proje için gaz vermesi düşünülen kaynaklar yetersiz.  

 

RUSYA, GÜNEY AKIM İLE ‘NABUCCO HAYALİNE’ REST ÇEKTİ

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Nabucco Projesi’nin İran’ın doğalgaz kaynaklarının bu hat için düşünülmesi, Azerbaycan’ın doğalgaz kaynaklarının az olması nedeniyle hammadde tedariki konusunda sıkıntılar yaşanabileceğini ve projenin hayalden öte olmadığını sunuyor. Bu iddialara katılıyor musunuz?

Putin’in görüşlerine aynen katılıyor ve bu projeyi gerçekçi görmüyorum. Avrupa Birliği’nin de bu projeye ciddi yaklaştığına inanmıyorum. Nabucco “7 kocalı hürmüz” gibi oldu. Projenin içinde 6 ülke var ama ciddi takip edecek bir yapı yok. Başlarında eski bir bürokrat vardı bu kişi de iki ay geçmeden bu görevden ayrıldı. Bugün bu proje için finansman sorunu çözülmüş gibi görünüyor. Oysa finansman verecek bankalar gazın garantili olmasını istiyorlar. Ama hattı dolduracak gaz yok. Ancak şartlar değişir; bir Irak’taki iç savaş çözülür ve bu projeyi gaz verirse, iki İran-ABD ile uzlaşır ve bu projeyi beslerse üç, İran Türkmenistan’dan anlaşır ABD’de müsaade eder ve bu projeye gaz verirse ancak o zaman Nabucco realist bir proje olur ve hayal olmaktan çıkar. Rusya’nın da bu projeye gaz vermesi gündeme geldi. Ama kendi oluşturacağı hatan da bunu yapabilirdi. Günay Akım Projesi ile Rusya, bir anlamda rest çekerek Nabucco’ya alternatif oluşturdu.

 

Güney Akım Projesi’nin Nabucco’yu nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

 

Bu proje ile Rus doğalgazı, Karadeniz’in altından Bulgaristan’a ulaşıp buradan Yunanistan üzerinden İtalya'ya, ya da Sırbistan ve Macaristan üzerinden geçerek Avusturya'nın Baumgarten Limanı’na ulaşacak. Bu proje Türkiye’den taviz koparma projesiydi. Çok pahalı bir proje olarak dikkat çeken Güney Akım’ın da hayat bulacağına inanmıyorum.
Mavi Akım hattının yanının geçecek olan 2. Mavi Akım Projesi’ni daha gerçeğe yakın görüyorum. Türkiye’ye Sinop’tan girecek olan bu hat, buradan da Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Avusturya’dan Avrupa’ya ulaşacak.
Nabucco’ya göre daha fizıbıl olan bu projeye, Türkiye-Rusya arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmaları da ılık tutacak. Rusya’nın önümüzdeki süreçte Türkiye ile ilişkiye geçerek bu projeyi gündemleştireceğine inanıyorum. Bu Türkiye’nin de işine gelecek. Çünkü Avrupa’ya gidecek büyük bir gaz topraklarından geçecek. Bu projenin 2020 yılına kadar gündemleşeceğini düşünüyorum.


ÖNYARGILARI GÜVEN VEREN İLİŞKİLERLE YIKMALIYIZ

Sonuç olarak Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajlarla enerji satrancında başarılı bir hamle yapabilmesi için nasıl bir taktik izlemesi gerekiyor?

Birşeyi söylerken ellinizdeki kozları görüp, gücünüzün ne olduğunu bilmeniz lazım. Türkiye’nin ekonomik, finansal, insansal gücü ve talebi ortada. Bunlar Türkiye’nin kozları. Ama Türkiye’nin dezavantajları da var. Çünkü Türkiye Batı ittifakının içinde, ve bu ittifakının getirdiği ilişkiler içinde olmak zorunda. Türkiye elindeki imkanları iyi kullanmıştır.  Bugün 45-50 ile doğalgazı dağıtmıştır. Elektrik üretiminde doğalgaz yakıt olarak kullanır hale gelmiştir. “Dış bağımlı hale geliyoruz” deniyor ama bu doğalgaz santralleri olmasa ne oluyor? Doğalgaz santralleri Türkiye’yi enerji ve ihtiyaç dengesinde doğru yere oturtmuştur. Keşke Avrupa’nın tek doğalgaz köprüsü Türkiye olsa... Bunun için ise siyasi ilişkilerde Avrupa ülkelerine güven vermeniz gerekiyor. Yani Avrupalı ülkelerle “Boru hatları Türkiye’den geçtiğinde acaba Türkiye bana problem yaratır mı” düşüncesini yıkmak için güven veren siyasi ilişkilerin kurulması gerekir. Türkiye AB üyesi olabilseydi aslında bu doğalgaz hikayesi çok kolay çözülürdü. Birde Türkiye’nin yaptığı hatalar var. Çok yetkili bir kişi Nabucco konuşulurken “Nabucco’yu yapalım da AB’yi kucağımıza oturtalım” diyebilmiştir.



BOTAŞ YENİ YASAYLA TEKELİNİ KORUYACAK
 

Türkiye gaz piyasasının liberalleşme sürecindeki mevcut durumdan da söz eder misiniz?

200’de liberalleşme yasası çıktı fakat 2007 yılına kadar bu konuda hiçbir adım atılmadı. 2008 yılında piyasada başka oyuncular yaratmak ve BOTAŞ’ın payını yüzde 20 düzeylerine düşürmek amacıyla ihaleler yapıldı. 64 lotla çıkılan ihalede 4 şirket ancak 16 lotluk teklif verebildi. Kalan bölüm bir daha ihaleye çıkarılmadı. İhaleyi kazanan firmalar devraldıkları gazı piyasaya daha ucuza sürme çabası içine girdiler. Bu yapay bir bölünmeydi. Çünkü alınan gaz BOTAŞ’ın aldığı fiyatla alınıyordu ve aynı müşteriye satılıyordu. Piyasada rekabet eli, kolu, gözü bağlı birisinin arkasında devlet desteği olan dev bir bünyeyle boğuşması gibi oldu. Yani liberalleşme süreci birazda bu 4 şirketin cesaretiyle yürüdü. Geldiğimiz durum iç açıcı değil. Ama yine de bunu cesaretli bir başlangıç olarak görerek, buradan bir yerlere gitmek gerekir. Ancak Hükümet artık BOTAŞ’ın küçülmesini istemiyor. Bu kapsamda yeni bir yasa taslağı hazırlığında. Seçimler sonrasında yasallaştırılması düşünülen bu yeni yasa taslağında BOTAŞ’ın büyüklüğünün korunması öngörülüyor. Fakat krizde gösterdi ki şampiyonlar yetiştiren büyükler kazanıyor. Siz bir şampiyon kurmuşsunuz karşısında da 4 tane eli kolu bağlı garibanlar var. Niye bu şirketi parçalayalım? BOTAŞ dünya devi olsun. Yine yasa BOTAŞ’ın yeni kontratlar imzalamasına müsaade ediyor. Eğer bu taslak çıkarsa sözleşmesi biten Batı Hattı’ndaki gazı BOTAŞ alabilir. Bu anlamıyla BOTAŞ’ın piyasada yüzde 50’nin üzerinde pay alması öngörülüyor. Ama bunun da yararları olacak. Çünkü son derece dağınık bir piyasa uluslararası alanda da itibar kaybettirir. Ancak özel sektöründe sorunlarının çözülmesi gerekir.

 

 


İSYAN ATEŞİ PETROLÜ YAKMAYACAK

2011 yılına bomba gibi düşen Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki ayaklanmaların enerji sektörüne ilk yansımalarını da değerlendiren Tuğrul Erkin, gelişmelerin sektörü olumsuz etkileyeceğini düşünmüyor. Bölgede enerji alanında Cezayir, Libya ve Mısır olmak üzere 3 önemli ülke olduğuna dikkat çeken Erkin, şunları aktarıyor: “Cezayir’de büyük bir sorun yok. Bu tabloda en önemli nokta Libya. Ancak Libya’nın da piyasadan çekeceği petrolü Suudi Arabistan cüzi bir artışla kapatabilir. Belki rafinelerde sorunlar yaşanabilir. Çünkü Libya petrolü çok kolay rafine edilebilen bir petrol. Bu nedenle bu bölgedeki hareketliliğinin dünya genelinde bir etkisi olmayacaktır. Ama İtalya, Fransa gibi ülkeleri etkileyecektir.” Bu gelişmelerin petrol fiyatlarında “tehlike sınırında” artış yaratmasını fırsatçı bir yaklaşım olarak gören Erkin, “Petrol fiyatı ile petrol üretim maliyeti arasında hiçbir ilişki yok. Ama dünyada maliyetle satış fiyatları arasında bu kadar dengesiz bir malda yok. Onun için her fırsattan yararlanıp fiyatlar artırılmakta. Petrol fiyatlarındaki artışa karşı nasıl OPEC var, tüketiciyi de koruyan uluslararası bir mekanizma oluşturulmalı” diyor.
Erkin petrole karşı doğalgazın önemli bir alternatif olabileceğini ancak bu alanda imzalanan anlaşmaların petrole endeksiz pazarlıklarla gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.  

 

 




Yorumlar
Yorum Ekle