Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Dünya devi Alstom, rüzgar liginde tecrübesini konuşturacak


Enerji üretim ve iletim çözümlerinde küresel oyunculardan biri olan Alstom, Türkiye’de hidroelektrik, kömür ve doğalgaz santrallerinden sonra rüzgar enerjisi sektörüne de adım attı. Türkiye’de ilk rüzgar enerjisi sözleşmesini Güriş İnşaat ile imzalayan Alstom, Hatay yakınlarında inşa edilecek her biri 3 MW kapasiteli 8 adet Alstom ECO 100 rüzgar türbininden oluşacak Şenköy Rüzgar Çiftliği’ni 2012’nin başında devreye almayı planlıyor. Bugüne kadar aralarında Çan Termik Santrali (320 MW), Afşin Elbistan Termik Santrali (1340 MW), 1120 MW kapasiteli Hamitabat ve 480 MW kapasiteli Unimar kombine çevrim santrali, 2400 MW kapasiteli Atatürk HES’i ve 1800 MW kapasiteli Karakaya HES’i gibi birçok dev projede yer aldıklarını belirten Alstom Türkiye Başkanı Adil Tekin, “Bu büyük referans listesi Güriş- Şenköy Rüzgar Çiftliği’nin, rüzgar enerjisi piyasasında gelecekteki sözleşmeler portföyünün sadece başlangıcı olması noktasında bize büyük güven vermektedir” diyor. Alstom’un hem enerji hem de ulaşım altyapısı alanında Türk makamlarla stratejik ortaklık hedeflediğini belirten Tekin, Alstom Power şirketleri aracılığıyla yerel hidroelektrik ekiplerini büyütmeyi ve endüstriyel ortaklıklarıyla yerel rüzgar üretimini geliştirme yollarını değerlendirmeyi düşündüğünü söylüyor.

Alstom’un türbin üretiminin yanı sıra bünyesine kattığı Areva T&D’nin İletim birimi (yeni adıyla “Alstom Grid”) ile özellikle de trafolar ve trafo merkezleri alanında uzmanlık kazandığına vurgu yapan Tekin, “Türkiye’de Elektrik İşleri Etüt İdaresi, sahile yakın rüzgar enerjisi için 10 bin MW potansiyel ve sahil rüzgar enerjisi için ise şu anda işletmede olandan daha yüksek, yani 2013’te 11 bin 193 MW ve 2023’te 20 bin MW potansiyel görmektedir.  Dolayısıyla, Alstom sahil ve sahile yakın rüzgar enerjisi potansiyelini geliştirmesinde Türkiye’yi destekleyecek kusursuz bir konumda yer almaktadır” diye konuşuyor.  

 

Alstom temiz enerji alanında yürüttüğü çalışmalar ve sunduğu çözümlerle Türkiye’nin enerji portföyünün çeşitlendirilmesine nasıl katkıda bulunuyor?

 

Alstom’un Temiz Enerji stratejisi, müşterilerine en geniş enerji üretim çözümleri portföyünü sunmaktır. Müşterilerimize hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, atık enerjisi ve biyokütle donanımları, santral EPC çözümleri ile önde gelen çevre kontrol sistemlerini sunmaktayız. Hem kurulu kapasiteye hem de yeni enerji santrallerine adapte edilebilen teknolojilerin geliştirilmesi suretiyle Alstom, Türkiye’ye emisyonlarını azaltması, ülkenin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için verimin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynakları portföyünün geliştirilerek ithal edilen fosil yakıtlara bağımlılığın azaltmasında yardımcı olmayı hedefliyor. Ayrıca, dünya sınıfı proje yönetimimiz müşterilere tek bir irtibat noktası, santral işletme ve performans garantileri, tam kapsamda EPC proje yönetimi ve sınıfında en iyi proje planlama ve yönetim uzmanları havuzu sunuyor. Alstom enerji naklinde ise fosil (gaz, kömür, petrol) kaynaklardan nükleer ve yenilenebilir enerji kaynaklarına kadar tüm yakıt tiplerini kapsayan enerji santrallerinin tasarımı, üretimi, kurulumu ve servisi alanında 100 yılı aşkın deneyime sahip. Enerji naklinde, Alstom dört ana iş kolu sayesinde elektrik akımının iletilmesi ve yüksek-gerilimli elektrik şebekelerinin idaresi için tüm ekipman ve sistemleri tedarik ediyor.

 

6 MW’LIK DENİZ TÜRBİNLERİ YOLDA!

Alstom’un, rüzgar enerjisi pazarına yönelik sunduğu ürün ve hizmetler hakkında bilgi verir misiniz? Bu alana dönük gündeminizde olan yeni projelerden söz eder misiniz?

 

Rüzgar enerjisi sektörü için geniş yelpazede ürünler sunan Alstom, en sert coğrafi ve hava koşulları için çözümler sağlıyor. Ayrıca optimum türbin performansını sağlamak üzere montaj ve bakım hizmetlerini sunuyor. Sırasıyla 100m ve 110m rotor çaplarıyla 3 MW ECO 100 ve ECO 110 türbinleri, yeni piyasa standardı olan ve yeni ortaya çıkan 3 MW sahil rüzgar türbin teknolojisinin öncüsü. Daha uzun türbin çarkları, daha fazla enerjiyi daha etkili bir şekilde elde ediyor. Bu da, aynı miktarda enerji üretmek için daha az türbin, daha az arazi anlamına geliyor. Metrekare başına üretilen daha fazla megawatt olarak da düşünülebilir. Alstom’un rüzgar türbinleri ALSTOM PURE TORQUE™ adlı eşsiz bir rotor destek konseptine dayalı olarak üretilmekte olup bu konsept sayesinde dişli kutusu ve diğer tahrik aksamları savrulma yüklerinden korunurken, daha yüksek dişli kutusu güvenilirliği, daha yüksek işletme emre amadeliği ve daha düşük bakım maliyetleri sunuluyor.
Öte yandan Alstom deniz rüzgar santrali alanında dünya sınıfında rekabetçi çözümü sunmak için gerekli olan teknolojileri geliştirmek üzere iddialı bir programı çoktan başlattı. Bu program 2012 için iki 6 MW kapasiteli doğrudan tahrikli prototip rüzgar türbinini ve 2013’de bir ön seriyi içerirken, 2014’te tam bir serinin kurulmasına imkan tanıyacak. Bu sayede grup, piyasada birinci derecede güvenilirliğe ve işletme emre amadeliğine sahip donanımları tesis etme imkanına kavuşacak. Alstom 2012’ye kadar prototip bir 6 MW rüzgar türbinini tesis etmek amacıyla Belçika’dan Belwind ile ortaklığını yeni ilan etti.

 

 

Kısa bir süre önce yürürlüğe giren yeni Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun yatırımcıların beklentilerini karşıladığını düşünüyor musunuz?

Bu yeni kanunla birlikte getirilen en önemli fark, yurtiçi kısım için fazladan teşviklerin verilmesidir. Yenilenebilir enerji santrali yurtiçi kaynaklı donanımlar (tam veya kısmen) ihtiva ederse, işletmenin ilk 5 yılı için fazladan teşvik verilmesi söz konusudur.  Teşvik rakamlarına bakacak olursak, örneğin rüzgar için daha önceki kanunda 5.5 Euro iken kWh başına 7.3 USD görüyoruz. Bugün geçerli olan döviz kurları göz önünde bulundurulduğunda, bu teşvik yapısı, endüstrideki birçok çevrenin beklentilerinin ve Türkiye’de yenilenebilir enerjide bir patlama meydana getirmek için gerekli olanın altında kalmıştır. Aynı durum hidroelektrik enerjisi için de geçerlidir.

Bu kanunda piyasa koşullarının göz önünde bulundurulması ve yurtiçi üretim için 2-3 yıllık hazırlık dönemi olması gerektiğine inanıyoruz. Bu sayede, üreticilerin piyasayı derin bir şekilde analiz etmesi, yurtiçi tedarik zincirini geliştirmesi ve yatırıma dönüştürmesi mümkün olacaktır.

 

 

TÜRKİYE’Yİ BÖLGESEL BÜYÜMEDE KÖŞE TAŞI YAPACAK

 

Alstom’un Türkiye pazarı için orta ve uzun vadeli hedeflerini anlatır mısınız?  

Alstom’un Türkiye’deki stratejisi üç temele dayalıdır: Yurtiçinde varlığımızı güçlendirmek ve Türk iş ortaklarımızla daha güçlü ilişkilerle enerji ve ulaşım alanlarında ortaya çıkacak iş fırsatlarını değerlendirerek müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap vermek. Yüksek kaliteli ve yenilikçi ürünlerden oluşan çok geniş ürün yelpazemizi daha iyi tanıtmak, Ankara’da yer alan olanaklarımızdan istifade etmek suretiyle anahtar teslim esasıyla karmaşık çözümler geliştirmek ve ulaşım ile enerji alanlarında sürdürülebilir ürünler ve hizmetler sunmak. Faaliyetlerimizi sadece Türk piyasası için geliştirmek değil, aynı zamanda güçlü yurtiçi olanaklarımızı kullanarak Türk uzmanlığını çevre ülkelere ihraç etmek ve Alstom’un bölgedeki gelişmesinde Türkiye’ye bir köşe taşı yapmak. Bugün Kafkasya, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Doğu’da anahtar teslim enerji nakil projeleri geliştiren ve proje yönetiminde görev olan Türk mühendislerimiz, teknisyenlerimiz ve çalışanlarımız bulunuyor.

TÜRKİYE’DE DEV PROJELERE ALSTOM İMZASI

Enerji sektörünün yanısıra ulaşım sektöründeki çözümleriyle de global bir aktör olan Alstom, 70’ten fazla ülkede 96 bin 500 çalışanıyla faaliyet yürütüyor. 2009/10 döneminde 23 milyar Euro’nun üzerinde satış hacmine ulaşan Grup, hidroelektrik, nükleer, gaz, kömür ve rüzgar başta olmak üzere geniş yelpazede enerji kaynakları için anahtar teslimi entegre santral çözümleri geliştirirken, akıllı şebekeler başta olmak üzere enerji nakli konusunda da geniş yelpazede hizmet sunuyor.  Dünyanın en hızlı trenini ve en yüksek kapasiteli otomatik metrosunu inşa eden Alstom, Türkiye’de 50 yıla aşkın süredir yer alıyor. Türkiye’de enerji ve demiryolu ulaşım altyapısının gelişmesine katkıda bulunan kilit oyunculardan olan Alstom, TEİAŞ’ın kurulu iletim ürünlerinin yaklaşık %50’sini tedarik ediyor. Türkiye’nin en büyük hidroelektrik santrali olan Atatürk Barajı dahil olmak üzere, Türkiye'nin kurulu güç üretim kapasitesinin %55'ine temel ekipmanlar tedarik eden Alston’un yüksek gerilim güç trafoları üretmek için kurduğu Gebze Fabrikası, en iyi 500 firma arasında 39. sırada yer alırken, üretimin %85’ini ihraç ediyor. Türkiye’de demiryolu ulaşım altyapısının gelişmesine de büyük katkılarda bulunan Alstom’un, İstanbul’un ilk metro hattının (Taksim-Levent) inşaatı, ulusal demiryolları ve İstanbul tramvayı için 460 adet lokomotif teslimatı gibi önemli projelerde imzası bulunuyor.

 



Yorumlar
Yorum Ekle