Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Zorlu Enerji’nin rüzgarı 300 MW hızla esecek!


Zorlu Enerji, yeşil enerjide çıtayı yükseltiyor. Türkiye’nin en büyük rüzgar enerjisi santrali olan 135 MW kurulu gücündeki Gökçedağ Rüzgar Enerjisi Santrali’ni geçen yıl devreye alan şirket aynı bölgede 110 MW’lık iki santral daha kurmaya hazırlanıyor. Zorlu Enerji Yatırımlar ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökmen Topuz, RES yatırımlarını 300 MW’a kadar çıkarmayı hedeflediklerini söylüyor.

 

Yakın zamanda devreye aldığı Türkiye’nin en büyük santrali olan Gökçedağ RES ile 738 MW’lık yenilenebilir enerji kurulu gücü içindeki rüzgar enerjisinin payını %18’lere çıkaran Zorlu Enerji, portföyünü yeni yatırımlarla genişletiyor. Aynı bölgede 50 MW’lık Sarıtepe ve 60 MW’lık Demirciler Rüzgar Enerji Santrali projelerinin inşaat öncesi etüdlerini sürdüren şirket, bu yatırımları devreye aldığında rüzgar enerjisinde 245 MW’a kurulu güce ulaşacak. 12 Haziran seçimleri nedeniyle bir süre dondurdukları projeleri ülkenin siyasi istikrara kavuşmasıyla kaldığı yerden devam ettireceklerini belirten Zorlu Enerji Yatırımlar ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökmen Topuz, elde edilen sonuçlara göre rüzgar enerjisi yatırımlarını 300 MW’a kadar çıkarmayı planladıklarını açıklıyor. Pakistan’a ilk rüzgar santrali yatırımını gerçekleştiren şirket olduklarını da hatırlatan Topuz, 50 MW’lık kurulu güçte olması planlanan rüzgar enerji santrali projesinde ilk aşamada 6 MW kurulu güce ulaştıklarını aktarıyor.
Zorlu Enerji’nin 2015 yılına kadar enerji alanındaki yatırımlarını 4 kat büyüterek 3000 MW kurulu kapasiteye ulaşmayı hedeflediğinin altını çizen Topuz; “Zorlu Enerji olarak ülkemizin yerli kaynakları olan yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı enerji üretim santrallerinin yatırım portföyümüz içindeki payını lisanslı projelerimizin hayata geçmesiyle %40’dan %60’a çıkarmayı hedeflemekteyiz” diyor.

‘ENERJİSİNİ’ ÇEVREYE DE HARCIYOR
Zorlu Enerji yaptığı yatırımlar kadar, çevresel faktörleri gözeten projeleriyle de sektörde ilklere imza atıyor. Gökçedağ RES projesi için kurdukları kuş radar sistemi ile doğaya ve çevre duyarlılıklarını gösterdiklerini belirten Topuz, Zorlu Enerji Grubu iştiraklerinden Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş.’nin dünyanın 60 ülkesinde uygulanan Karbon Saydamlık Projesi’ne (Carbon Disclosure Project-CDP) katılmasının da örnek bir adım olduğunu söylüyor. Topuz, Karbon Saydamlık Projesi’ne katılarak mevcut doğalgaz enerji santrallerinden kaynaklanan baca gazı emisyonlarını tüm dünyanın kabul ettiği ölçülere çekeceklerini vurgulayarak şunları aktarıyor:“Karbondioksit emisyonu miktarını, herhangi bir sera gazı emisyonu yaratmayarak elektrik üreten yenilenebilir enerji santralleri ile paçallayarak MW başına oluşturduğumuz karbon emisyonunu azaltmayı hedeflemekteyiz. Ayrıca mevcut doğalgaz santrallerimizde verim artırıcı tedbirleri de alarak tüketilen birim yakıt başına üretilen enerji miktarını arttırmayı ve bu şekilde santrallerimizin MW başına karbon emisyonu değerlerini azaltmayı amaçlıyoruz. Bu amaç doğrultusunda Zorlu Enerji olarak yeni yatırımlarımızda yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı enerji santrali projelerine önem vereceğiz.”

YEK’LE YENİLENEBİLİR YATIRIMLARI İVME KAZANACAK
Aralık 2010’da yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun sektöre yansımalarını de değerlendiren Topuz, yasada hidroelektrik ve rüzgar enerjisi santralleri için belirlenen 7,3 c$/kWh tarife bedelinin 2005 yılında yayınlanan yasada belirtilen tarifenin sadece Amerikan dolarına dönüştürülmüş hali olduğunu söylüyor.  Topuz; “Bu tarifenin yeni yatırımları engelleyeceğini düşünmüyoruz çünkü bu santrallerden üretilen enerji mevcut piyasa fiyatları üzerinden satıldığından ilave bir teşvik verilmesine ihtiyaç duyulmuyor” diyor.
Güneş enerjisi için belirlenen tarife değerinin pek çok yatırımcının beklentisinin altında kaldığını belirten Topuz, “Ancak PV üretim maliyetlerinin geçtiğimiz bir yıl içinde yaklaşık %30 düştüğü göz önünde bulundurulduğunda gelecek yıllarda belirlenen tarife değerinin ticari bir güneş enerjisi santrali yapımına müsaade edebileceğini düşünüyoruz. Kaldı ki pek çok yatırımcının ve enerji şirketinin Türkiye’nin güneş enerjisi açısından zengin bölgelerinde uygun arazileri araştırması ve fizibilite çalışması yaptırmaları Enerji Bakanlığı’nın güneş enerjisi teşvik tarifesinin belirlenmesinde uyguladığı stratejinin çok da yanlış olmadığını ortaya koyuyor” diye konuşuyor. Topuz, jeotermal enerji santrali yatırımları için verilen tarife değerinin bu alanda yeni yatırımların finansmanı kolaylaştırıp ve karlılığı attıracağından kaynakların değerlendirilmesine olumlu yansıyacağını aktarıyor.

 

ŞEBEKE KISITI MAKUL SEVİYEYE GETİRİLMELİ
Rüzgar enerjisi yatırımcılarının gündemindeki en büyük sorunun 1 Kasım 2007 tarihinden 2010 yılı sonuna kadar yeni lisans başvurusu yapılamaması ve mevcut müracaatların sonuçlandırılamaması olduğunu belirten Topuz; “1 Kasım müracaatlarının sonuçlandırılmasının ardından rüzgar enerji santrallerinin lisans müracaatlarının kabul edilmesi gerekiyor. Lisans verilmeye başlanmış olmakla birlikte şebeke kısıtı nedeniyle tüm rüzgar projelerinin hayata geçirilmesinin çok uzun zaman alacağı görülüyor. Bu süreci kısaltmak için şebekeye bağlanabilme oranının yeni trafo merkezinin inşaası, şebeke yapımı/iyileştirmesi gibi tedbirler ile şebeke kısıtının makul seviyeye getirilmesi gerekir” diyor. TÜBİTAK tarafından yapılacak etüdler sonucu askeri tesislere etkisinin olmadığı belirlenen RES projeleri için uygun görüş verileceğini hatırlatan Topuz, MSB’den alınan görüşlerin uzun süre aldığı da gözetilerek, askeri tesisler civarında olmayan projelere bekletilmeden uygun görüş verilmesi ile sürecin hızlandırılabileceğini söylüyor.

 

 
LOJİSTİK SÜREÇLERİNİ 6 AY ÖNCE PLANLIYOR
FİYATA DEĞİL TECRÜBEYE BAKIYOR!
5.60 metre uzunluğunda ve 2.54 metre yüksekliğinde 13 tonluk gaz türbin motorlarını, 6.20 metre uzunluğunda 4.10 metre yüksekliğinde 92 tonluk trafoları, 50 metre uzunluğundaki 10 tonluk rüzgar türbini kanatlarını normal operasyonlarla taşımanın mümkün olmadığına işaret eden Zorlu Enerji Satın Alma ve Lojistik Direktörü Bülent Çilingir, şirket olarak lojistik süreçlerini yatırım başlamadan en az 6 ay önce tüm detayları ile planladıklarını söylüyor. Lojistik süreçte yaşanabilecek en ufak aksaklığın ciddi maliyet kayıplarına ve yatırımın gecikmesine yol açtığına dikkat çeken Çilingir; “Ekipmanın teknik çizimlerinin incelenmesi, taşımaya uygun nakliye aparatlarının hazır hale getirilmesi, ekipmanlara uygun multi-modal taşıma araçlarının, yükleme boşaltmalarda kaldırma aparatlarının, yol güzergahlarının belirlenmesi aynı zamanda mevzuatın da incelenip planlamanın bu şekilde yapılması şarttır” diyor.
Lojistik çözüm ortaklarını “en ucuz fiyatı veren” yerine “hasarsız, zamanında ve en uygun maliyeti” sunan bilgi ve tecrübe sahibi firmalar arasından belirlediklerini aktaran Çilingir; “Ekipmanın gelişine göre saha çalışmalarının belirlendiği bir ortamda, multi-modal nakliye şekilleri ve özel araçlarla taşınan milyon dolarlık ekipmanın değeri düşünüldüğünde, sevkiyatın kusursuz gerçekleşmesi en önemli kriter kabul ediliyor” diye konuşuyor.
Çilingir, lojistik operasyonların toplam yatırım maliyeti içinde yüzde 5’lik bir paya sahip olduğunu vurgulayarak, multi-modal taşıma araçlarını kullanarak, en güvenilir ve uygun planlamayı yaparak belirlenen bütçenin dışına çıkmamaya çalıştıklarını söylüyor. Bazı durumlarda işletme maliyetlerinin lojistik maliyetlerin önüne geçtiğine dikkat çeken Çilingir şunları aktarıyor:  “Acil ihtiyaç durumunda gerekli yedek türbinin gemi yüklemesi düşünüldüğünde, 4 haftalık nakliye süresince kaybedilecek enerji üretimi, 13 tonluk yedek türbini uçakla getirip, en kısa zamanda monte edilmesinde kazanılacak enerji üretiminden çok daha yüksek maliyetler de olabiliyor. Planlamanızı her zaman düşük maliyetler üzerine değil, güvenilir ve zamanında teslimatta en uygun maliyet üzerine kurmaya çalışıyoruz.” Enerji lojistiğinde karşılaşılan en büyük sorunu bilgi ve tecrübe eksiliği olarak özetleyen Çilingir, “Türkiye’de lojistik firmaları yeni yeni proje departmanları kurmaya ve ağır yük taşımasında tecrübe sahibi olmaya başladılar.  Temennimiz firmaların “her işi yaparız” yaklaşımından çok, bilgi ve eğitimleri ile daha donanımlı ekipler oluşturmaları ve ağır yük taşımacılığında deneyimlerinin ve tecrübelerinin artırmalarıdır” diyor.


 



Yorumlar
Yorum Ekle